16 Ekim 2013 Çarşamba

Eksik Hikaye

Çıkmaz Sokak, Kayıp Sayfalar ve Kusursuz'u daha önce okumuş olanlar varsa, şimdi anlatacağım Eksik Hikaye'yi çok sevecekler. Eksik Hikaye, Özge Atlı'nın internet ortamında başladığı bir çok hikayesinden biri, fakat Uçurum'la başlayıp Kusursuz'la sonlanan hikaye zincirinin en son halkası olacağını umuyorum. [Ki olacak da, Özge'nin bu hikayeyi bıraktığını hayal edemiyorum!]


Ne kadar istesem de, hikayeyi sadece giriş ve ilk bölümüne göre değerlendirmem mümkün değil. Özge uzun, eleştirisel yorumlar istediği için yazdığı bölümleri ben ve Öznur'a okutuyor, sonra yayınlıyor ve o yüzden hikayenin sonraki birkaç bölümünü biliyorum. Spoiler vermeden anlatmak için elimden geleni yapacağım; çünkü bu hikaye, gerçekten okunması gereken bir hikaye.

Özge'nin önceki hikayelerini burada yayınlamadım, çünkü Çıkmaz Sokak'ı okuyalı yıl oldu ve diğer iki hikayenin de sonuna asla gelemedim. Uzun yazılmasını çok sevsem de -ki uzun yazmak/okumak bana Öznur, Özge ve Gül Pınar'dan gelen alışkanlıklardır- bir noktada ucu kaçtıktan ve önceki olayları unuttuktan sonra, geri dönüp tekrardan okumanın gerçekten zor geldiğini kabul etmeliyim. İşte o yüzden, bu hikayenin ucunu kaçırmadığımdan emin olacağım ve henüz yeni başlamışken sizlere tanıtacağım ki siz de uzunluğuna bakıp üşenmeyin. Bu hikaye okumaya değer.

Ana karakterimizden başlayalım: Ali Eren Dinçer.
Evet. Ana karakterimiz bir Türk erkeği fakat bu arkadaşımız biraz farklı. Onun hayalleri var ve bu hayallere kavuşmak için elinden geleni yapmaya hazır. Yurtdışına gitmek istiyor ve bunun için çok çalışması gerektiğinin farkında. Bir özel okulda burslu okuyor ve gerçekten çalışıyor da. Geceleri bir barda çalışarak para biriktiriyor. Kısacası, aklınıza gelebilecek her şekilde çalışıyor geleceği için.
Ve sırf bu yüzden, belki de, Ali Eren'in başından geçenler okunmaya değer. O kadar sağlam bir karakter ki, o kadar iyi anlatılmış ki, okurken bunların hepsini benden belki iki yaş büyük bir kızın, bir dostumun yazmış olduğunu unutuyorum.

Bunu ona da söyledim: Eğer Eksik Hikaye bir roman olsaydı ve kitapçıların raflarını süsleseydi, benim bir günde bitirip arkasından eksikliğini hissettiğim tarzda, sürükleyici bir roman olurdu ve arkasından "İkincisi yok mu yani?" triplerine girerdim. Son kısım biraz riskli; o, Özge'nin nasıl bir final yaptığına göre değişir fakat Özge'nin finallerinden bildiğim kadarıyla, aynı anda hem tatmin edici hem de seni merakta bırakan bir final beklediğimi söyleyebilirim. [Kendime şaşıyorum, daha ilk bölümden final muhabbeti. Aa! Çok ayıp.]

Sonuç olarak, elimizde mücadeleci bir genç var ve bu genç hikayesinin okunmasını hak ediyor. Yaşadıklarından bildiğim kadarıyla eğer çenesini kapatıp arada bir "Tamam," demeyi öğrenebilirse hayatta bir yerlere gidecek. Ali Eren'deki o çene yok mu o çene... 

Şaka bir yana; gerçekten okunması gereken, gerek kurgusuyla, gerek üslubuyla, gerek karakterleriyle gerçekten çok başarılı bir hikaye. Okumayan çok şey kaçırır diyor ve yazımı sonlandırıyorum.

15 Ekim 2013 Salı

Buz Beyaz

Buz Beyaz, RecycledBrained'ın yeni yazdığı bir şey.


Buz Beyaz'ın orjinal bir kurgusu var, orası kesin. Sadece iki bölüm paylaşılmış olmasını ve bölümlerin kısa olmasını görmezden gelmek gerek böyle bir durumda, çünkü onlar zamanla çoğalır diye düşünüyorum. Kendisi hikayeyi bilim kurgu olarak düşünmemiş olsa da, ilk okuduğumda bana bilim kurgu ve fantastiğin karışımı bir şey olacakmış gibi gelmişti.

Hikaye üzerimde yazarın yazmaya yeni başladığı izlenimini bıraktı, ama 2-5 gün öncesi yada 2-3 ay öncesi yeni değil. Bir çok yeni yazarda görünen sorunlar olan yazım ve noktalama bu yazarda yok denebilecek kadar az problem çıkartıyor; bunun hoşuma gittiği bir gerçek. Burada yazarın yeni başladığını düşündüren şey, "Yaptı", "Gitti" tarzındaki cümlelerin fazlalığı ki bu yaza yaza düzelen bir şey, yani zamanla gelişecek.

Okunmaya, eleştiriye, oya ve yoruma muhtaç. ("Muhtaç" burada doğru kelime midir bilinmez, fakat daha çok okuyucuyu hak ettiği kesin!)

Hikaye hakkında daha fazla şey söylemek istiyorum, fakat ne kadar çok sevdiğimi hiçbir şekilde kelimelere dökemiyorum. Nedendir bilinmez, sanırım orjinal kurgusundan, bu hikayeye bayıldım! (Büyük olasılıkla yazım/noktalama hatalarının olmaması da bu konuda büyük bir etken, ama şşş!)

Kısacası yazarımızın kalemine ve hayal gücüne sağlık, çok hoş fantastik bir kitap olacağı kesin.

OKUYUN.

Dipnot: Ayrıca hikayede böyle bir karakter var;
(Bu resmi çok sevdim, güzel seçim.)

12 Ekim 2013 Cumartesi

Son Dileğim

Son Dileğim, Yasemin Turhan'ın Wattpad'de paylaştığı tek hikaye ve şu an için 6 bölümü var. Zaten okunacaklar listemde olan bu hikayeyi, facebook'taki Wattpad Türkiye grubumuzun arada sırada gerçekleştirdiği Okuma Günü etkinliği için okumam gerekti ve üzerine bir şeyler söylenmeyi hak ettiğini düşündüğümden bu yazıyı yazdım.


Hikaye gerçekten güzel başlıyor. Kurgusu olsun, anlatımı olsun... Fakat bir süre sonra bir şeyin eksikliğini hissettim. Kurguda tam oturmamış bir şeyler vardı, dağınık gidiyordu sanki. Okuyucuya açıklanmamış bir sürü şey varken ana karakter kızımız olayların ortasına daldı. Kızın intikamının sebebini az çok biliyoruz, fakat daha derinlemesine anlatılmalıydı diye düşünüyorum. Aynısı Çember için de geçerli. Bu insanlar kimler? Ne yaparlar? Nasıl kendilerine verilen süreyi bu kadar aşabiliyorlar? Okurken kafam çok karıştı ve bir süre sonra tutarsızlık gibi duran eksiklikleri umursamamaya başladım. Bu ise sadece daha fazla kafa karışıklığına sebep oldu. 

Bu hikayenin daha eski bir versiyonunu hatırlıyorum, çünkü yayınlanması üzere hala admini olduğum bir sayfaya gönderilmişti. O zamandan bu zamana gerçekten yol kat etmiş olduğunu söylemeliyim hikayenin, fakat hala düzeltilmesi ve üstünden geçilmesi birçok nokta var gibi geldi bana. 

Bir de dil değiştirmeler. Yazarın ağzından ana karaktere, sonra hiç bilmediğimiz başka birine... Evet, bunu daha sık yapan başka hikayeler var fakat bu dil değiştirmenin bir metnin akıcılığını bozduğuna inanırım ve birinci kişiden anlatılıyorsa birinci kişiden devam edilmelidir. Herkesin yazma stili kendinedir, fakat bilmiyorum, ben genelde dil değiştiren hikayeleri sevemiyorum.

Bu hikaye sevdiğim bir hikaye, yanlış anlaşılmasın. Bu kadar eleştiri yazma sebebim bu hikayeyi gerçekten sevmem, ve daha iyi bir hale gelmesini istemem. Gerçekten gelecek vaad ettiğini düşündüğüm bir kurgusu var, fakat bazı hatalar ve eksiklikler yüzünden o kurgunun yıkıldığını veya yeterince tatmin edici olmadığını görmek istemem. 

Şu an, bu hikaye, aslında yazılan her şeyin ilk hali gibi bir taslak. Sonu geldikten sonra, final bölümü yazıldıktan sonra, yazarın bu hikayedeki tutarsızlık ve eksiklikleri tamamlamasını ve yeni ve güçlendirilmiş halini bizimle paylaşmasını gerçekten çok isterim. Hiçbir taslak kötü olmakla suçlanamaz, veya yetersizlikle.

Bu hikayede Wattpad'de daha önce karşılaşmadığım bir şey var ve elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Kötü değil, kötü de yazılmamış fakat okumayı bitirdikten sonra bu hikayenin sadece bu kadardan ibaret olmadığı hissini bıraktı üzerimde.

O yüzden bu hikayeye bir puan veremem: Çünkü daha tam değil, ve tamamlanmaması için önünde hiçbir engel yok. 

5 Ekim 2013 Cumartesi

Düşmüş Melek

Bu hikayeyi okumayı dün akşam bitirdim. Bir süredir ilk bölümü okuma sözleri veriyordum kendime, en sonunda işte dün akşam uyumadan önce okudum. Girişi ilgimi çekmişti -artık listeme nereden girdiyse- ve bölümleri bir çırpıda okuduktan sonra beni "Keşke daha fazlası olsaydı," diye düşünür halde bıraktı.


Hilal Bektaş'ın dolaptakiburger kullanıcı adıyla yazdığı "Düşmüş Melek" gerçekten tatlı bir hikaye ve vaktiniz varsa, kesinlikle okumaktan pişman olacağınızı düşünmüyorum. Hikayede henüz Giriş+3 bölüm olduğundan, henüz fantastik olaylara geçilmemiş olsa da şu an için gerçekten iyi gidiyor. Bazı yabancı karakterli hikayelerdeki o tutarsız dili kullanmadığı için yazarı tebrik etmek istiyorum. Akıcı bir anlatımı var ve hikayeden tek isteyeceğim şey sanırım daha uzun ve sık bölümler olabilirdi.

Hikaye için ölüp bitmiyorum, fakat gerçekten beğendiğimi söyleyebilirim. Devamını gerçekten merak ediyorum ve şu noktada, finale kadar okuyacağım gibi duruyor.

Kızımız biraz kafasının dikine giden bir karakter ve bence, sırf bu yüzden, başına birçok olaylar gelecek. Şu an konuşmak için erken olsa da, kızımızı sevdiğimi itiraf etmeliyim. Kendi kafasına göre hareket ediyor fakat bunun sebebi kapılardan geçerken zorluk yaratan bir ego değil, ve bu da onu nefret ettiğim kız tipinden ayırıyor.

Şu an hikayedeki diğer karakterler hakkında yorum yapamasam da, son bölümdeki o dört kişiyi az çok sevdiğimi belirtebilirim. Orada çok eğlenceli şeyler olacak gibi duruyor, ve Hilal'e yazmak düşerken bizim görevimiz de okumak oluyor.


4 Ekim 2013 Cuma

Yedi Şeytan

En son yazdığımız yazı üzerinden bir ay geçmiş olmasının hatrına (ve hakkında yazacağım şeyle ilgili henüz söylenecek pek bir şey olmadığından) kısa bir yazı yazma kararı aldım. Bir süredir blogla ilgilenemediğimizin farkındayım, ki ilgilenecek adam da yok, ne yazık ki, o yüzden okuyan birileri varsa özür dilerim.

Şimdi bahsedeceğim hikaye, Bengisu Dereş'in daha dün gelen bir ilhamla yazmaya başladığı "Yedi Şeytan".


Kitabın arka kapak yazısı: 
Yedi şeytan etrafını kuşatmış
Yedi şeytan yuvanda
Bu sabah kalktığımda ölmüştüm
Gün bitmeden ölmüş olacağım
Gün henüz bitmeden...

Genel olarak Bengi'nin hikayelerini seven biriyim, ve daha önce de, diğer hikayesi, Hepimiz Ergeniz!'den bahsetmiştim zaten. Bu hikayenin başlangıcına aşık olduğumu da çok rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta o kadar ki, bir saattir falan, Bengi'ye ilk bölümü yazması adına baskı yapıyorum ve umuyorum ki yakın bir zamanda ilk bölüme kavuşacağız. Büyük olasılıkla, bu kitap hakkında, final verdikten sonra tekrar yazacağım. [Ki bu, bunu söylediğim sanırım 5. kitap mı ne, ama doğru.]

Bu hikayenin varolmasını sağlayan, ona ilham kaynağı olan video:


Bu kadar etkili bir girişten sonra, aynı şekilde etkili bir devam bekliyorum. 
[Duy bunları Bengi!]

Gidin, okuyun, yorum yapın ve oy verin ki bölümler daha çabuk gelsin.